Öykü dünyamızın parlak zirvesi Sait Faik Abasıyanık, bir öyküsünde “yazmasam deli olacaktım” diyordu. Öyküleriyle bilinse de roman, şiir ve edebiyatın her köşesini aydınlatan denemeyle mektup türlerinde eserleri var. Öykülerinde kullandığı dil de şiirsele yaslanan yönüyle kendisini hemen belli eder. Ömrünü öyküye adayan Sait Faik’in öykülerinde “sevmekle başlayan her şey” yer alır. Hiç kuşkusuz onun ismini öykü tarihimizde kalıcı kılan farklı denemelerde bulunmaktan kaçınmamasıdır.
Bu kitap, Sait Faik Abasıyanık’ın titiz sayılabilecek bir dikkatle kaleme aldığı onlarca öyküsünden yirmi ikisini bir araya getiriyor. Seçkiye onun en sevdiği ve hatta adıyla özdeşleşen öykülerinden biri olan İpekli Mendil adı verildi. Zaman zaman toplumsal konulara insani bir duyarlılıkla yaklaşan büyük yazarın öykülerinde genel olarak sergilediği insani tutum kendisini hemen belli eder. Hem zaten “Haksızlıkların olmadığı bir dünya… İnsanların hepsinin mesut olduğu, hiç olmazsa iş bulduğu, doyduğu bir dünya.” isteyen bir yazardan da başkası beklenmezdi.
İpekli Mendil, Sait Faik’in öykü dünyasına adım atmak isteyen ve “Bende de sana sevda var!” diyen okurlar için iyi bir başlangıç…

18 Kasım 1906’da Adapazarı’nda doğdu. Varlıklı bir aile içinde büyüdü. Yabancı dilde eğitim veren Rehber-i Terakki’de ilköğreniminin ardından iki yıl Adapazarı İdadisine devam etti. 1926’da ailesiyle beraber İstanbul’a taşındı. Ortaöğreniminin bir bölümünü İstanbul Erkek Lisesinde okudu ve geri kalanını da disiplin cezasıyla gittiği Bursa Lisesinde 1928’de tamamladı. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkiyoloji Bölümüne yazıldı. İki yıl sonra babasının isteğiyle ekonomi öğrenimi için İsviçre’nin Lozan ve oradan Fransa’nın Grenoble şehrine gitti. Burada gördüğü düzensiz eğitim ve yaşadığı bohem hayatı yüzünden babasının geri çağırmasıyla diploma alamadan 1934’te Türkiye’ye döndü. Ancak Fransa’da kaldığı dönem onun sanat ve edebiyatı üzerine etkili oldu. Yurda döndükten sonra bir süre Halıcıoğlu Ermeni Yetim Mektebinde Türkçe öğretmenliği yaptı. Babasının verdiği sermaye ile açtığı ticarethaneyi yürütemedi. Adliye muhabiri olarak Haber gazetesine mahkeme röportajları hazırladı. 1939’da babasının vefatı üzerine geride kalan mülklerin geliri ve yazılarıyla geçindi. 1942’de kısa bir süre muhabirlik yaptı. Sait Faik’in ilk şiiri Mektep dergisinde 1925’te, ilk yazısı “Uçurtmalar”, Milliyet gazetesinde 1929’da yayımlandı. 1934’ten itibaren bütünüyle hikâyeye eğildi. Bu türde çığır açtı, 11 Mayıs 1954’te öldü ve Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi. Sait Faik modern edebiyata hizmetlerinden dolayı Mayıs 1953’te ABD’deki uluslararası Mark Twain Derneğinin onur üyeliğine seçildi.
Hikâye ve roman türündeki eserleri şunlardır: Semaver (1936), Sarı-çiçek (1940), Şahmerdan (1940), Medar-ı Maişet Motoru (1944), Lüzumsuz Adam (1948), Mahalle Kahvesi (1950), Havada Bulut (1951), Kumpanya (1951), Havuz Başı (1952), Son Kuşlar (1952), Kayıp Aranıyor (1953), Alemdağ’da Var Bir Yılan (1954), Az Şekerli (1954) ve Kayıp Aranıyor (1953). Şiirlerini Şimdi Sevişmek Vakti (1953) kitabında topladı. Georges Simenon’dan Yaşamak Hırsı (1954) romanını çevirdi. Yazı ve röportajları farklı isimler altında bir araya getirildi.